Uzayda Yaşanan En Korkunç 5 An

Uzayda Yaşanan En Korkunç 5 An

sola ok  Uzay

12.09.2018

45 Gösterim

Bu içeriği 6 dakikada okuyabilirsiniz.

Uzayda Yaşanan En Korkunç 5 An




Son 60 yıldır uzay biletini alma yolundaki yolculuğumuzda bir facia yaşanmasına ramak kaldığı zamanlar yaşandı. Bu içerikte, uzay maceramızda yaşadığımız 5 korkutucu ana değineceğiz...


Dünya Yörüngesinde Kontrolden Çıkmak


16 Mart 1966'da Neil Armstrong, David Scott ile beraber uzaya olan ilk uçuşunu, altı insan taşıyan "Gemini 8", Türkçe adıyla "İkizler 8" uzay aracıyla gerçekleştirdi. Görevin amacı aslında Agena insansız kılavuz aracıyla beraber Dünya yörüngesine kitlenme tekniklerinin alıştırmasını yapmaktı. Ancak görev içinde bazı şeylerin kötüye gitmesi fazla uzun sürmedi.

Fırlatmadan birkaç saat sonra İkizler 8, Agena'yla başarılı bir şekilde kilitlendi -ki bu olay uzaydaki ilk kilitlenmedir. Sıkıntı bundan sonra ortaya çıkmaya başlar. Yaklaşık yarım saat sonra, her iki araç birlikte şiddetli bir şekilde kendi eksenlerinde dönmeye başladılar. Neil Armstrong, sinir bozucu bu dönüşten dolayı iki aracı birbirinden ayırır; bu esnada dönüş yaklaşık saniyede bir tur şeklindeydi.

Scott, telsizden Houston'a "Burada ciddi bir problemimiz var; gittikçe hızlanarak dönüyoruz. Agena'dan ayrıldık." Houston'ın duymak isteyeceği herhalde en son cümle bu olsa gerek.

Zor da olsa sonunda Armstrong, uzay aracının iticilerini kullanarak tekrar durumu kontrol altına alır. İkizler 8 aracını yaklaşık 30 saniyede stabil hale getirir. Ancak bu sırada fazlaca kullandığı iticiler yüzünden görev iki gün önceden bitmek zorunda kalır.

Scott ve Armstrong iniş prosedürlerini takip ederek fırlatmadan yaklaşık 11 saat sonra Pasifik Okyanusu'na inişlerini gerçekleştirirler. Her ikisi de inişle beraber istifra ederler.

Armstrong, Dünya yörüngesindeki test kazasından sonra, 1969 yılında Ay'a adım atacak ilk insan olacak; Scott da Apollo 15 göreviyle Ay'a gidenler arasında yer alacaktı. Düşünsenize, Gemini 8 felaketi eğer atlatılmasaydı, durum nasıl değişecekti?


Curiosity'nin 7 Dakikalık Terörü


2012'ye kadarki -Viking görevleri dışında- tüm Mars inişlerinde geniş, şişirilebilir hava yastıkları kullanıldı. Bu methodu, gönderilen malzemenin durana kadar Mars yüzeyinde zıplaması ve sonunda durması şeklinde özetleyebiliriz. Kullanılan bu teknik Curiosity ile beraber değişmek zorunda kaldı.

Curiosity, bu teknik için fazlasıyla geniş ve ağırdı. NASA da bunun yerine 5 Ağustos 2012'deki iniş için "Sky Crane" adını verdiği bir sistem kullanmayı kararlaştırdı. Sistem şu şekilde çalışıyordu: Mars atmosferine girildikten sonra, dört itici birden çalışacak ve yerden 60 metre yukarıda asılı kalıp, Curiosity'yi yere kablo yardımıyla salacaktı. Bu yöntem daha önce herhangi bir gezegende denenmemişti.

Curiosity aracının Mars atmosferine girişiyle inmesi arasındaki zamanı 7 dakika olarak hesapladılar. Dünya ile Mars arasındaki iletişim gecikmesinden dolayı bu operasyon tamamen otonom olarak planlandı ve her şeyin yolunda gitmesi için bolca dua edildi. NASA, geçecek olan bu zamanı "7 dakikalık terör" diye isimlendirdi.

Ancak korkulan olmadı ve iniş esnasında herhangi bir aksaklık yaşanmadı. Bu olay NASA görev kontrol odasında sevinçle kutlandı. Gezici aracın durumu gayet iyiydi ve Gale Krateri'ndeki yoluna devam edebilecek durumdaydı.


Houston, Bir Sorunumuz Var!


Apollo 13, Ay yüzeyine insanlı olarak gerçekleştirilecek olan üçüncü görev olarak planlandı. 11 Nisan 1977 tarihindeki kalkıştan sonra görev, ekip için sorunsuz şekilde başladı.

Ancak görev başladıktan 55 saat sonra 13 Nisan tarihinde, Dünya'dan yaklaşık 320 bin km uzaklıkta oksijen tanklarından birisi patladı. Ekip uzayda kahraman olmaya kadar gidecek ciddi bir durumla karşılaştı. Swigert'ın görev kontrol merkeziyle gerçekleşen meşhur "Houston, bir sorunumuz var!" telsiz konuşması da bu esnada kayıtlara girdi.

Oksijenin uzaya boşalması ve elektriğin kesilmesiyle beraber, astronotlar yüzeye iniş için kullanılacak olan Ay Modülü'nde sığınacak yer aramaya başladı. İnişin iptal edilmesiyle berber, ekip Ay'ın etrafında, eve dönme ihtimalinin de azaldığını düşünerek dönmeye başladı.

Ancak, NASA'nın ve ekibin çalışmaları sonuç verdi. Astronotlar 17 Nisan günü Pasifik Okyanus'una kendilerini attılar. Apollo 13 serüveni insan yaratıcılığının muhteşem örneklerinden biridir. Bu görevi konu alan "Apollo 13" filmini izlemediyseniz kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim.


Uzayda Neredeyse Boğulan Astronot


16 Temmuz 2013 tarihinde, İtalyan ESA astronotu Luca Parmitano, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan rutin uzay yürüyüşüne çıktı. Buraya kadar her şey yolundaydı.

Parmitano, uzay yürüyüşünde NASA astronotlarından Chris Cassidy ile berber, gelecek olan Nauka ismindeki Rus yapımı çok amaçlı laboratuvar modülü için hazırlıklar yapıyordu.

Yürüyüşe başladıktan 1 saat 9 dakika sonra kaskının içinin su ile dolduğunu rapor etti. Su burun seviyesine kadar ulaştı ve nefes almakta zorlanmaya başladı, olay sonrasında konuşmasında yaşadığı korkuyu "bir sonraki nefesimde ciğerlerimi su ile mi yoksa hava ile mi dolduracağımı bilemiyordum" şeklinde ifade etti.

Sudan dolayı göremez oldu, emniyet kablosunun yardımıyla kapıya doğru yol almaya çalıştı. Cassidy'nin de yardımıyla kapıdan içeri girip basınçlı odada kostümünü çıkararak suyu boşalttı. Cassidy, bu olayı daha sonra "korkunç bir durum" olarak nitelendirir. Arızanın tıkanan bir filtreden kaynaklandığı saptandı ve elbise tekrar böyle bir şey yaşanmayacak şekilde tamir edildi.


Uzay İstasyonu Kontrolden Çıktı


Uluslararası Uzay İstasyonu yokken "Mir Uzay İstasyonu" vardı. Bu geniş Rus yapımı uzay istasyonu daha önce yapılan, Sovyet "Salyut" ve Amerikan "Skylab" uzay istasyonlarını adeta gölgede bırakmıştı. 1986 ile 2001 yılları arasında yörüngede faaliyet gösterdi. Ancak 1997 yılındaki acayip bir kazadan dolayı neredeyse terk edilme noktasına gelindi.

O tarihte, ABD-Rus ortak görevi için Rus kozmonotlar, Vasily Tsibliev ve Aleksandr Lazutkin, NASA astronotu Michael Foale ile istasyonda bir araya gelirler. Daha sonra bu görevler Uluslararası Uzay İstasyonu yapılmasında rol oynayacaktı.

25 Haziran 1997'de, Ruslar manuel kilitleme sisteminin uygulanabilirliğini test etmek için kargo araçlarının istasyonuna bağlanma-ayrılma süreçlerini uyguluyorlardı. Vasily Tsibliev uzay aracını kontrol ediyordu ancak, bir türlü hızını kontrol altına alamadı. Lazutkin, fren roketlerini kullanmasına rağmen operasyonun aşırı hızlı gerçekleşeceğini görünce Foale'ye "Michael kaçış gemisine gir!" dedi.

Darbeyle beraber, güneş panellerinden birinde delik açıldı ve "Mir İstasyonu" kontrolsüz şekilde dönmeye başladı. Michael Foale, istasyondaki ekip ve yerdeki kontrol merkeziyle beraber, istasyonu tekrar kontrol altına almanın telaşına girdi. Güç aniden düşmeye başladı ve bölümlerden birinde sızıntı oluştu. Bataryalar da tükenince istasyon sadece güneş panellerinin sağladığı elektriğe kaldı ve bu sırada Dünya'nın karanlık yüzeyinde oldukları için tamamen güçsüz kaldılar.

Sonunda Michael Foale, Ruslarla beraber istasyonu Soyuz'un iticilerini kullanarak, yer ekibi de istasyonun kendi iticilerini ateşleyerek kısmen kontrol altına almayı başardı. Artık istasyonun kapatılması gittikçe yaklaşmıştı. İstasyon görevine 4 yıl daha devam edip sonunda komple terk edildi.

Bu olay, insanlık tarihi boyunca, insanlı uzay operasyonlarındaki en ciddi çarpışma olarak hatırlanmaktadır.






Bu içeriği MasivaTurk.com sitesini kaynak göstererek kullanabilirsiniz. İçeriklerin; MasivaTurk.com sitesi kaynak gösterilmeden herhangi bir web sayfasında, sosyal medyada ve görsel basında yayınlanması yasaktır. Ayrıntılı bilgi için Kullanım Koşulları sayfasını okuyabilirsiniz.

12.09.2018

İçerik hakkında soru sorabilir veya yorumda bulunabilirsiniz.

İsim
Web Site
E-Posta
Mesaj
Henüz yorum yapılmamış.

Bu İçerikler de İlginizi Çekebilir...

İnsanlığın Sınırları
03.06.2016
2,099 Gösterim

İnsanlığın Sınırları

Evrende insanoğlunun asla geçemeyeceği bir sınır bulunuyor mu ? Ne yapılırsa yapılsın, bilim kurgu teknolojisiyle dahi aşılamayacak uzaklık var mı ?

Drake Denklemi Nedir, Nasıl Hesaplanır ?
27.06.2016
2,704 Gösterim

Drake Denklemi Nedir, Nasıl Hesaplanır ?

Drake denklemi, dünya dışı yaşam ihtimalini ve bu ihtimalde olası kaç uygarlık olabileceğini hesaplama yöntemidir.

Paralel Evren Teorisi
02.05.2016
5,883 Gösterim

Paralel Evren Teorisi

Paralel evren veya çoklu evren nedir ? Sonsuz sayıda evren mi var ? Paralel evrelerde biz var mıyız ? Paralel evren, kurguladığımız bir teori mi ?

Galaksilerin Çarpışması
08.01.2016
3,337 Gösterim

Galaksilerin Çarpışması

Samanyolu Galaksisinin ve Andromeda Galaksisinin çarpışması ve evrende bilinen diğer galaksilerin çarpışma süreci

Uzaydaki Evimiz: Güneş Sistemi
28.05.2016
2,424 Gösterim

Uzaydaki Evimiz: Güneş Sistemi

Samanyolu gökadası'nın çok küçük parçalarından biri olan Güneş Sistemi'nde, yaşadığımız Dünya da dahil olmak üzere toplam 8 gezegen bulunmaktadır.

X

MasivaTurk.com içeriklerini
YouTube'dan takip edebilirsiniz.

YOUTUBE KANALIMA ÜCRETSİZ
ABONE OLMAK İÇİN TIKLA