Pablo Escobar'ın Hayatı ve Hakkında İlginç Bilgiler

Pablo Escobar'ın Hayatı ve Hakkında İlginç Bilgiler

sola ok  Tarih

15.04.2016

2396 Gösterim

TSK Mehmetçik Vakfı
TSK Mehmetçik Vakfı
TSK Mehmetçik Vakfı

Pablo Escobar'ın Hayatı ve Hakkında İlginç Bilgiler


Tam adı Pablo Emilio Escobar Gaviria olan Escobar, 1949 senesinin Aralık ayında Kolombiya'nın Antioquia şehrinde hayata gözlerini açtı. Çiftçi bir babanın ve ilkokul öğretmeni bir annenin 7 çocuğundan 3.süydü. Henüz lise yıllarında, mezarlıklardan antik mezar taşlarını çalıp turistlere satarak suç kariyerini başlattı. Sonrasında ise küçük dolandırıcılıklar, kaçak sigara ve araba hırsızlığı, sahte piyango bileti satışı ve fidye için Kolombiyalı zengin ailelerin çocuklarını kaçırmak gibi birçok suç faaliyeti içerisinde yer aldı. 18 yaşındayken uyuşturucu ticareti ile tanışan Escobar, artık polis tarafından aranan, Kolombiyanın en azılı suçlularından biriydi.

Pablo Escobar

1970 senesinde 21 yaşındayken resmen bir uyuşturucu imparatorluğu kurdu. 22 yaşında ise uyuşturucu ticareti sayesinde milyon dolar kazanıyordu. Uyuşturucu sektöründe devleşerek, tekel olmak isteyen Kolombiyalı mafya lideri, 1975 senesinde Medellin'in en büyük uyuşturucu baronu olan Fabio Restrepo'yu öldürdü ve tüm uyuşturucu trafiğini tek başına yönetmeye başladı. Uyuşturucu nakliyatı işlerini gerçekleştirmek için okyanusta bir ada satın aldı ve bu adaya bir havaalanı yaptırarak, onbeş uçak ve altı helikopter ile Kolombiya üzerinden Porto Riko, ABD, Meksika gibi ülkelere ve Asya'ya kadar uzanan bir uyuşturucu organizasyonu kurdu. 1980 yıllarında artık dev bir uyuşturucu kartelinin sahibiydi. Escobar'ın başında olduğu Medellin karteli, dünya kokain pazarının %80 gibi oldukça büyük bir kısmını kontrol etmeye başlamıştı. Uyuşturucu sayesinde o dönemin en zengin insanı haline gelen Escobar, siyasete de atıldı. 1983 senesinde ülkesinde temsilciler meclisine girmesi ile sahip olduğu Politik güç sayesinde daha da güçlendi ve dokunulmaz hale geldi. 1989 senesinde Forbes dergisinde yayınlanan listeye göre 3 milyar dolarlık kişisel net serveti ile dünyadaki en zengin insanlardan biriydi.

Medellin Karteli

Pablo Escobar'ın genç yaşlarındaki en büyük hayali Kolombiya devlet başkanı olmaktı. Ayrıca Pablo Escobar, üniversite okuyamamasından dolayı yaşamış olduğu pişmanlığı öfkeye dönüştürdüğünü, "okuyamadım, fakat onları zehirleyebilecek güce sahibim. Bu herşeyi açıklamaktadır" sözleriyle dile getirmiştir.

Hayatının anlatıldığı Mark Bowden'ın 2001 yılında yazdığı Killing Pablo adlı kitapta hakkında şu şekilde bahsedilmektdir; "Pablo, henüz küçük yaştayken, insanlara nasıl hükmedebileceğini bliyordu. Her şeyin bir anda bitebileceğini de biliyordu. Her şeyini ona göre planlamıştı. Planı tıkırında gidiyordu. Emrinde hazır bulunan binlerce adam, kokain sevkiyatı yapan sayısız araç, uçak, aklanmayı bekleyen milyarlarca dolar, hepsi Pablo'nun avucundaydı."

Pablo Escobar 1980 senelerinin sonu, 1990 senelerinin başında tüm düşmanlarını teker teker yok edip tek başına yer altı dünyasının patronu olmuştur. Yoluna çıkan herkesi ya kurşun ya da para arasında bir seçim yapmaya zorlamış, rüşvet teklifini reddedip, yolunu açmayanlara uyguladığı gaddarlıkla dehşet salmış, hakim ve politikacılara uyguladığı şantajları, istediğini iktidara getirmek için güç sahiplerine de uygulamıştır. Öyle ki, yargılanmak üzere ABD'ne sevk edilmesini sağlayacak anayasa değişikliğini bile iptal ettirip hükümete etki edecek güce sahipti. Onun yüzünden Kolombiya'da 3 kere başkan değişti. Kendisini ihbar eden 2 muhbiri öldürmek için havada bir yolcu uçağını bombayla patlatıp 107 kişinin ölümüne neden oldu. Amerikan elçiliğini bombalattı. Bir dönem hapse de gird. Ancak kendisi için özel inşa edilen 5 yıldızlı otel konforundaki bu hapishaneden dilediği zaman çıkan ve ailesini ziyaret eden Escobar, hapishaneye yalnızca uyumaya gidiyordu. Zaten ABD baskısıyla nakil edilmesi gündeme gelince, hapishaneye nakil emrini getiren bürokratları rehin almış ve hükümet pazarlık teklifini reddedince elini kolunu sallayarak 400 askerin kuşattığı hapishaneyi terketmiştir.

Pablo Escobarla devlet arasında ilginç bir ilişki vardı. İllegal işlerini sürdürürken ona engel olan birçok Kolombiyalı savcı, polis ve devlet adamı bizzat emriyle öldürülmüştür. Bu dönemde Pablo Escobar'ın adamları yaklaşık 200 yargıcın ve 1000'i aşan polisin ölümünden sorumlu tutuluyordu. O dönemde yalnızca kolombiya'nın değil, dünyanın en güçlü adamlarından biriydi ve resmen hem ABD ile hem de devletle alay ediyordu. İnterpol tarafından hakkında tüm dünyada yakalama emri çıkarıldığında, Washington'da Beyaz Saray'ın önünde oğlu ile birlikte hatıra fotoğrafı çektiriyor, devlet tarafından kendisine özel af çıkarılması durumunda Kolombiya'nın tüm dış borçlarını ödemeyi teklif ediyordu.

Pablo Escobar, oğlu ile Beyaz Saray'ın önünde hatıra fotoğrafı çektiriyor

Pablo Escobar, her ne kadar dünyanın en zenginleri arasında yer alıyor olsa da, halkla, köylüyle iyi bir bağ kurmayı başarmıştır. Özellikle fakirlere yardım etmekle tanınırdı. Kendisini Kolombiya'nın Robin Hood'u denilmekteydi. Adamları aracılığıyla bu insanlara milyonlarca dolar para yardımında bulunmuş ve gözlerinde devletten daha güçlü ve samimi bir konum yakalamıştır. Her yıl 300 ile 600 milyon doları köylülere dağıtıyordu. Bu nedenle birçok kişi yerini bildiği halde ölüm pahasına konuşmuyordu. Okullar, hastaneler, kiliseler yaptırmış, yoksullar için toplu konutlar inşa ettirip dağıtmıştır. Yaşadığı şehir Medellin'i Kolombiya' nın en zengin şehri haline getirmekle kalmamış, Kolombiya'nın ilk metro hattına sahip olmasını sağlamıştır. Futbola olan ilgisi nedeniyle, futbol kulüplerine büyük maddi destek vermiştir. Bu ona özellikle fakir alt kesimi arasında önemli popülerlik ve destek sağlamıştır. Bu nedenle halk genellikle Escobar'la ilgili yetkililerden bilgi gizleme, gözcüsü olarak hizmet verme ya da onu korumak konusunda ellerinden geldiğince her ne olursa olsun yapıyorud. Escobar bugün bile hâlâ Kolombiya'nın dar gelirli ailelerinin, fakir mahallelerin kralıdır. Güney Amerika'nın her ülkesindeki kiliselerinde pazar ayinlerinde kendisi için mumlar yakılır. Ölümünden sonra kentin yoksul kesimleri günlerce yas tutmuş, cenazesine 25.000'den fazla insan katılmıştır.

Uyuşturucu kaçakçılığıyla adını dünyaya duyuran Kolombiyalı Pablo Escobar haftada kazandığı 420 milyon dolarlık geliriyle tarihin en zengin uyuşturucu baronu haline gelmişti. O kadar para kazanmıştır ki, aldığı paraları saymakla uğraşmaz, tartarak alırdı. Oğlunun anlattıklarına göre polisten saklandığı bir dönemde dağ evnde kızının üşümesi üzerine, Escobar 2 milyon dolar nakit parayı ısınmak için yakmıştır.

Pablo Escobar, Dolar, Nakit para

Escobar'ın baş muhasebecisi ve kardeşi Roberto Escobar, "Muhasebecinin hikayesi, Medellin Kartelinin Şiddet Dünyasının İçinde" adlı kitabında Roberto, Pablo'nun çok kazandığını hatta her yıl paranın %10'unun farelerin yediği, sudan hasar gördüğü ya da kaybolduğu düşüncesiyle sildiğini kaydeden Roberto, bunun da 2.1 milyar dolara denk geldiğini belirtmişti.

Roberto Escobar'ın anlattığına göre uyuşturucu baronu Pablo Escobar, para destelerini bir arada tutmya yarayan paket lastiklerine 1 ayda tahmini olarak 2500 dolar harcıyordu. Ayrıca Escobar, Türkiye'deki Dolmabahçe Sarayı'nı da soymak için plan yapmış, ama öldüğü için bu planı gerçekleştirememişti. Büyük bir güce ulaşması ve uyuşturucu piyasasında tekel haline gelmesi, ticaret ortakları arasında da huzursuzluğa yol açmıştı. Zira Escobar istediği zaman uyuşturucu arzını durdurabilecek ya da fiyatını manipüle edebilecek derecede güçlü birisi haline gelmiştir.

Pablo Escobar

Ona karşı cephe alan ortakları, Kolombiya hükümeti ve ABD tarafından 90'ların başında yürütülmeye başlanan uluslararası mücadele sırasında, hep birlikte ona karşı harekete geçti. Escobar bunun üzerine arkasında olan toplum desteğini bildiği için çekinmeden hükümete savaş açmıştır. Pablo Escobar, öldürülen her polis için 1000 dolar, her ABD rütbelisi için 30.000 dolar ödeme yapacağını açıklamıştır. Bu ödül sonucu 1000'in üzerinde polis memuru öldürülmüştür. Escobar'ın adamlarına yapılan operasyonlar sıklaşınca, Escobar bombalı eylemlere başlamış ve özellikle hükümet binalarını hedef almıştır. Fakat hükümet binası önüne bırakılacak bomba yüklü bir araç kırtasiye önüne bırakılınca, kadın ve çocukların ağırlıkta olduğu çok sayıda insan ölmüş, bu da Escobar'ın halk üzerinde olumlu etkisini kaybetmesinin başlıca sebebi olmuştur.

Pablo Escobar ailesine çok düşkün biriydi. Bu onun ölümüne giden yolda bir basamak olmuştur. Escobar, Medellin'de saklanırken ABD ve Kolombiya hükümetinin desteğiyle hareket eden birimler, tüm yakınlarını ve ailesini adeta avlıyordu. Oğulunun ve kızının yakalanmasından endişe duyan Escobar, onları Almanya'ya kaçırmak istedi. Ancak bu plan tespit edilerek ailesi ele geçirildi. Ailesini ele geçiren Kolombiya devleti bir yem ortaya atarak Escobar'ı yakalamayı umdu. Yerinin bulunmaya çalışıldığını bilmesine rağmen, oğluyla yaptığı telefon görüşmesinde, Pablo Escobar'ın yeri bulundu ve yaşadığı eve baskın düzenlenerek 1993 senesinde öldürüldü. Ölümü ile ilgili hâlâ gizemli olan kısımlar bulunmaktadır.

(Aşağıdaki resimde kanlı kısımlar grileştirilmiştir.)
Pablo Escobar'ın ölümü

Kolombiya hükümet güçleri ve CIA tarafından öldürüldüğü söylenmesine rağmen, bazıları eski ortağı olan bir uyuşturucu baronunun tutmuş olduğu bir sniper tarafından vurulduğunu iddia etmektedir. Ailesine göreyse kulağına isabet eden ölümcül kurşunu kafasına kendisi sıkmıştır. Bir rivayete göre ise, estetik ameliyat olup yeni yüzüyle, yeni bir hayata başlamadan önce, öldüğünü gösteren fotoğrafa bizzat poz vermiş ve sonra ortadan kaybolmuştur. Mark Bowden'ın yazdıklarına göre; "o Adolf Hitler kadar etkileyici, Albert Einstein kadar zekiydi. Fakat tüm yeteneklerini uyuşturucu kaçakçılığında kullandığı için sonu kaçınılmaz oldu."


15.04.2016

Konu hakkında soru sorabilir veya yorumda bulunabilirsiniz.

İsim
Web Site
E-Posta
Mesaj

Yorumlar (1)

  1. Yazı için teşekkürler. Merak edenlerin Narcos'u mutlaka izlemelerini tavsiye ederim.