Osmanlının Savaştığı Vampir Kont Dracula

Osmanlının Savaştığı Vampir Kont Dracula

sola ok  Tarih

16.04.2016

1056 Gösterim

TSK Mehmetçik Vakfı
TSK Mehmetçik Vakfı
TSK Mehmetçik Vakfı

Vampir Kont Dracula, Başka Bir Deyişle "Kazıklı Voyvoda"


İrlanda asıllı yazar Bram Stoker tarafından 1897 yılında yazılıp bütün dünyada defalarca baskı yapan ünlü Dracula romanı, bugüne kadar 100'ün üzerine filmi yapılmış ve her dönemde insanların büyük ilgisini çekmiştir. Bram Stoker, romanı yazarken ilham kaynağı olarak Romanya'nın kuzeyinde bulunan Transilvanya bölgesinde yaşamış bir prens olan Vlad Dracul ve hakkında 1463 yılında yazılmış bir hikayeydi. Hikayede geçen Vlad Dracul'dan ve onun yemeklerinde kurbanlarının kanlarını çorba gibi ekmeğini banarak yemesinden çok etkilenen Bram Stoker kült haline gelen romanı Dracula'yı yazdı. Romanındaki ölümsüz Kont'ta, kan ile beslenen ve yalnızca kalbine kazık çakılarak yok edilebilen bir vampir karakteriydi.

Transilvanya bölgesinde yaşayan Vlad Dracula, kara büyü okulunda öğrendiği büyüler sayesinde ölümsüz olmuş ve yaşarken işlediği korkunç zalimliklerden ötürü bir vampire dönüşmüştü. Bram Stoker'ın roman kahramanı vampir Kont Drakula, gerçekte bizim Osmanlı tarihimizde de önemli bir yere sahip olan Kazıklı Voyvoda'dan başkası değildi.

Bram Stoker, Dracula Romanı

Kazıklı Voyvoda, namı diğer III. Vlad Dracula, kesin olarak tarihte bulunan gelmiş geçmiş en zalim hükümdarlar arasında ilk sıralarda bulunur. Acımasızlığı ve uyguladığı işkence yöntemleri sebebiyle Osmanlılar tarafından Kazıklı Voyvoda, Macarlar tarafından cellat anlamında kullanılan Tepeş, kendi milleti romenler tarafından ise şeytan anlamında Drakul olarak adlandırılmaktaydı.

1431 yılında Romanya'da doğan lll.Vlad'ın babası, bulunduğu dönemde Wallachia (Eflak) tahtında oturan II. Vlad'tı. ll.Vlad Dracul cengâverliği ve acımasızlığıyla ün salmıştı. Soyadı olarak kullandığı lâkâbı olan Dracul'un Romence'de şeytan anlamına gelmesi de ona yönelik kitlesel korkunun görünen bir ifadesiydi.

Romenler tarafından "Wallachia" olarak andırılan bu topraklar Sultan II. Murat'ın amansız akınlarının ardından Eflak ve Boğdan isimleriyle Osmanlı'nın egemenliğine girince, baba Vlad da ister istemez Osmanlıya bağlılığını bildirmek ve Osmanlı'ya vergi vermeyi kabul etmek zorunda kalmıştı. Bunun haricinde, en küçük oğulları 11 yaşındaki Vlad ve 7 yaşındaki Radul'da gelecekte Eflak ve Boğdan Voyvodası olarak atanmaları planlandığı için, baba Vlad'ın da rızasıyla yetiştirilmek üzere Edirne sarayına getirilmiştir. Sultan II. Murat, bu iki çocuğa o dönemin en iyi öğretmenlerini ve en iyi olanaklarını sundu. Geleceğin "İstanbul Fatihi" olacak oğlu şehzade Mehmet ile birlikte yetiştirildiler. 3 çocuk seneler boyunca çeşitli eğitimleri birlikte aldılar. Bunun haricinde kılıç kullanmayı, ata binmeyi ve devlet yönetiminin türlü inceliklerini birlikte öğrendiler.

1448 senesinde Eflak-Boğdan Macar Krallığı'nın kışkırtması yüzünden Osmanlı'ya karşı ayaklanır ve III. Vlad'ın babası ve büyük kardeşi II. Mircea Romen soylularınca öldürülür. Osmanlı'nın desteğiyle harekete geçen lll.Vlad bir süreliğine Eflak'ın yönetimini ele geçirse dahi sonrasında yenilir ve tutsak alınarak sürgüne gönderilir. Macarların kontrolündeki sürgün senelerinden sonra 1456 senesinde Belgrad kuşatması esnasında, karışıklıktan faydalanarak Osmanlı'nın desteğiyle Eflak'a saldırır, başarılı bir saldırı sonucu yönetimi ele geçirir ve Osmanlı'ya bağlılığını bildirir. Böylece 1456 yılında Fatih Sultan Mehmet Han tarafından Eflak ve Boğdan'a Voyvoda olarak atanır.

Kazıklı Voyvoda

Başlangıçta herşey yolunda gitmektedir. Bölgeyi büyük bir başarıyla yönetebilen olan Vlad, Osmanlı İmparatorluğu'nun çıkarlarını içtenlikle korumakta ve devletin vergi gelirlerini düzenli olarak toplayıp, merkeze yollamaktadır. Bu sadakatinin karşılığında saray da, ona her Voyvoda'ya tanınmayan düzeyde çok geniş bir özerklik alanı sunmuştur. Fakat gün geçtikçe Vlad değişmeye başlar. 1459 yılından itibaren Osmanlı İmparatorluğu'na vergi ödemeyi reddeder ve Macaristan Krallığı'yla ittifak yapar. Bu arada babasının bölgede efsaneleşmiş olan soyadı Drakul'u da, eski Romence'de şeytanın oğlu anlamında Drakula olarak kullanmaya başlar. Eflak ve Boğdan'a egemen olan huzurlu olan bir kaç yıl içinde yerini tam bir cinnet atmosferine bırakmıştır.

Eflak

III. Vlad Drakula git gide acımasız bir caniye dönüşür. Kendisine zalimane birde meşgale bulmuştur: kazığa oturtma işkencesi. Sarayın çevresini binlerce sivri kazıkla donatan Voyvoda, suç işleyenleri veya suçlu gördüğü insanları canlı bir şekilde bu kazıklara oturtmakta ve kurbanlarının günler süren can çekişmelerini büyük bir keyif alarak izlemektedir. Bu kazıkları oturtulan kişilerin hemen ölmemesi, belli bir müddet acı çekmesi için özel olarak yaptırmakta ve yağlatmaktaydı. Ayrıca sık sık bu kazıkların arasına masalar kurdurur. Kazığa geçirilmiş insanlar arasında ziyafetler düzenlerdi. Bu arada halkı arasında onun şeytani bir güç kazanmak amacıyla düşmanlarının kanını içtiğine dair söylentiler yayılmıştı.

Kazığa Geçirme İşkencesi

Bu gelişmeler üzerine Fatih Sultam Mehmet, III. Vlad Drakula'ya elçiler göndererek aklını başına toplamasını, bu tür vahşet gösterilerinden vazgeçmesini ve Osmanlı'ya bağlılığını yinelemesini ister. Ancak ruhsal dengesini tümüyle yitirmiş durumdaki Vlad, İstanbul'dan gelen elçiler sarayına ulaştığında elçileri tutuklatır. Elçilere bizzat kendi elleri ile işkence yapar ve sonunda da, ellerinde de Fatih Sultan Mehmet'in mührünün bulunduğu ültimatom mektupları taşıyan bu elçilerin hepsini kazığa oturtur.

Osmanlı elçileri ve Kazıklı Voyvoda

III. Vlad Drakul artık azılı bir Türk düşmanı olmuştur. Fatih Sultan Mehmet Han'ın Trabzon seferinde olmasından yararlanarak, 1460-1461 yılları arasında Tuna nehrini geçerek Sırbistan'a ve Karadeniz kıyısına kadar ilerler. Vlad'ın kendi ifadesiyle 23.884 Türk ve Bulgar'ı öldürür. 20.000 Osmanlı savaş esirini kazığa geçirir. Bu gelişmelerin karşısında Osmanlı ordusu 1462 yılında, padişah Fatih Sultan Mehmet komutasında Eflak Voyvodası'na karşı sefere çıkar. Eflak'ın başkenti olan Târgovişte'ye ulaştığında Fatih Sultan Mehmet'in gördüğü manzara korkunçtur. 5 km boyunca kadın, çocuk demeden yaklaşık 20.000 insan, yere dikilmiş sıra sıra uzun kazıklara geçirilmiş haldeydi.

Kazığa geçirilmiş insanlar

Osmanlı ordusu uzun bir kuşatma sonucu 4 Haziran 1462'de Târgovişte kalesini aldı. Ancak III. Vlad kaçarak Macaristan krallığına sığınmıştı. Böylece Eflak yeniden Osmanlı idaresine geçti.

Osmanlı Ordusu

III. Vlad ise sürgünde geçen 14 yıl boyunca yeniden Eflak'ın başına geçmek içiçn fırsat kolluyordu. Nihayet 1476 yılında Macaristan Krallığı'nın desteğiyle Eflak'ı yeniden ele geçirmek üzere girişimde bulunur. Ancak sürgün yıllarında bile her hareketi Fatih Sultan Mehmet tarafından yakından takip edilmekte olan III. Vlad bu kez tuzağa düşürülür ve yanında bulunan az sayıda destekçisiyle birlikte Transilvanya ormanlarında kıstırılıp öldürülür. Bizzat Fatih'in emriyle kellesi İstanbul'a getirtilir. Binlerce Türk'ün katili olarak kentin sokaklarında günlerce dolaştırılır. Hemde tıpkı onun düşmanlarına yaptığı gibi, bir kazığa geçirilmiş vaziyette.

III. Vlad Drakula'nın başsız gövdesi, Romanya'nın Bükreş kenti yakınlarındaki bir gölün üzerinde kurulu bulunan Snagov Manastırı'na gömülüdür. İstanbul'a getirilen başına ise ne olduğu kimse tarafından bilinmiyor. İstanbul'da günlerce halka sergilenen kesik baş, en sonunda kentte bir yerlere gömülür. Fakat gömülen yer bilinmemektedir. Tüm zamanların belkide en korkutucu insanının, yani Bram Stoker'ın ünlü vampiri Kont Drakula'nın kafatası günümüzde hâlâ İstanbul'da bir yerlerde.


16.04.2016

Konu hakkında soru sorabilir veya yorumda bulunabilirsiniz.

İsim
Web Site
E-Posta
Mesaj
Henüz yorum yapılmamış.