Köle Çocuk Heidi ve İsviçre'nin Karanlık Tarihi

Köle Çocuk Heidi ve İsviçre'nin Karanlık Tarihi

sola ok  Tarih

08.07.2016

2038 Gösterim

TSK Mehmetçik Vakfı
TSK Mehmetçik Vakfı
TSK Mehmetçik Vakfı

İsviçre'nin Karanlık Tarihi: Verdingkinder Uygulaması


Verdingkinder... anlamını pek çok İsviçrelinin bile bilmediği, bilenlerin ise konuşmaya çekindiği bir kelime. Verdingkinder kelimesi, "sözleşmeli çocuk" olarak çevrilebilir. Ancak gerçekte bu kelimenin ardında çok büyük acılar gizli. Bu kelime, İsviçre'nin toplumsal tarihinde hatırlanmak istenmeyen bir gerçeğin simgesidir.

Peyniri, çikolatası, Alp dağları ve bu dağlarda çıplak ayakları ile sağa sola koşuşturan Heidi'si ile meşhur, özgür ve zengin İsviçre, 18. yüzyılın sonundan 1960'lı senelerin başına kadar çocuk emeği sömürüsünün benzerine az rastlanan bir biçiminin uygulama alanı oldu. Avrupa'nın ortasında çocuklar, özel pazarlar içerisinde, köle ticaretini aratmayacak bir şekilde satılmaktaydı. Batı'nın çok sayıdaki insani eksikliklerinden yalnızca bir tanesi olan bu uygulama, sözde doğrudan demokrasinin olduğu, insan hak ve hürriyetlerinin korunduğu İsviçre gibi bir ülkenin çok yakın tarihinde, bunun bir tür kölelik sistemi olduğu ancak 1974 senesinde idrak edilince, bir yasayla kaldırılmıştır.

Verdingkinder

Bu konu uzun yıllar İsviçre'nin konuşmaktan dahi kaçındığı bir tabu haline gelmiş, üstü örtülmüş, hâlâ da örtülmeye devam edilen bir konudur. 1800'lü yıllarda tarım henüz makineleşmemiş ve tamamen insan emeğiyle yapılabiliyorken, İsviçre'de çiftliklerin ucuz iş gücü ihtiyacını karşılamak için devlet ve kilise farklı bir yöntem geliştirdi: Verdingkinder, yani sözleşmeli çocuk işçiler. Devlete borcu olanların, boşanan çiftlerin ve farklı etnik kökenden gelenlerin çocukları, anne babası ölmüş veya ailesi ceza evinde olan çocuklar veya kendisi suç işleyen çocuklar devlet ve kilise onayıyla ve aracılığıyla çalıştırılmak için başka ailelerin yanına yerleştirilirdi. Papazların önderliğinde ailelerden toplanmış olan çocuklar, çiftliklere kiralık olarak verilir veyahut şehirlerde kurulan çocuk pazarlarında 4 yaşındaki çocuklar bile, ev ve çiftlik işlerinde çalıştırılmak için satışa çıkarılırdı.

Köle Çocuklar

Genellikle ucuz işi gücü ihtiyacı olan çiftlik sahipleri tarafından satın alınan bu çocuklar, anne ve babalarından bir daha görüşmemek üzere ayrılıyorlardı. Bu andan itibarenn artık çocukları arayan, sorunlarını dinleyen, tecavüze uğradıklarında veya işkence gördüklerinde sahip çıkan olmazdı. Bu çocuklar diğer aile bireyleriyle yemek yiyemezlerdi. Dayak, sıradan günlük bir olaydı. Pek çoğu yeni aileleri tarafından kötü muameleye tabi tutuluyor, psikolojik ve fiziksel olarak istismara uğruyordu. Okul ve eğitim, pek çoğu için hayaldi. İçlerinde küçücük çocukken tecavüze uğramış olanlar, hasta olduğu zaman doktora götürülmediği için ölenler olmuştu. Böylece ahırlarda hayvanlarla birlikte yaşayan, çoğu kez yalnızca bir çuvaldan ibaret elbiseleri içinde yalın ayak ve hemen her zaman aç olan bu çocuklar toplumsal hayatın, olağan, alışılmış bir parçası olarak kabul gördü. Çünkü onlar devlet politikasıyla, bu toplumun gözünde suç işleyen, boşanan, fakir ailelerden kurtarılıp özgürlüğe ulaştırılan çocuklardı.

Verdingkinder

Tarihçi Marco Leuenberger, I. Dünya Savaşı sırasında Bern kantonundaki çocukların yaklaşık %10'unun bu statüde olduğunu belirtiyor. 1930 yılında tüm tarım işçilerinin %20'si 15 yaş altındaki çocuk köle işçilerdi. Bunların içinde 35.000'i gün ışığına çıkarılmıştı. Ancak gerçek rakamın bunun 2 katından fazla olduğu tahmin ediliyor. 1920, 1970 yılları arasında bu şekilde yabancı ailelerin yanında yetişmiş sözleşmeli çocuk sayısı yüz binlerle ifade ediliyor.

13 Şubat 2012 tarihinde İsviçre'nin Biel/Bienne şehrinde düzenlenen bir söyleşide, bazı verdingkinder tanıkları yaşamlarını şöyle anlatmışlardı:

Yohan: Benim onlarla birlikte mutfakta yemek yememe asla izin vermezlerdi. Evin yanındaki penceresiz bir kulübede yaşar, yemeğimi de orada yerdim.
Verner: Kışın onlar benim pantolon ceplerimi dikerlerdi ve ellerimi cebime sokamazdım. Çalışırsan ısınırsın derlerdi.
Alice: Okula başladığımda çok mutlu oldum. Çünkü burada kimse bana vurmuyordu.
Peter: 4 yaşında verdingkinder olduktan sonra insanlara inancımı kaybettim. Çok kötüydüler. Her gün sadece çalışmak ve dayak vardı.

Köle Çocuklar

1827-1901 yılları arasında yaşamış olan İsviçreli yazar Johanna Spyri'nin yazmış olduğu bugün bile en çok okunan çocuk kitapları arasında yer alan ve filmleri, çizgi dizileri çekilen Heidi adlı romanında verdingkinder uygulamasına dikkat çektiği belirtilmektedir. Karda, kışta çıplak ayaklarıyla Alp dağlarında koşuşturan Heidi'nin de aslında bir verdingkinder olduğu söylenmektedir.

İsviçre'nin kalkınmasında büyük emeği geçen çiftliklerin asıl mimarı bu çocuklar oldu. Bu çocukların sömürülmesiyle hem devlet, hem de çiftlikler zengin olmuştur. Verdingkinder uygulaması için resmi özür, İsviçre hükümeti tarafından ancak 11 Nisan 2013 tarihinde yapılmıştır. Yakın zamanda İsviçre'nin Zürih şehrinde açılan, bu çocuklarla ilgili serginin anı defterine bir genç kızın yazdıkları aslında her şeyi anlatıyordu:

"Bunlar bizim özgür ve zengin ülkemizde mi olmuş ? Çok üzgünüm."

Verdingbub


08.07.2016

Konu hakkında soru sorabilir veya yorumda bulunabilirsiniz.

İsim
Web Site
E-Posta
Mesaj

Yorumlar (2)

  1. Şahsen sizin yazınızla ilk kez öğreniyorum bunu... Gerçekten de İsviçre'nin şu an ki durumuna bakılınca ilginç bir durum. Neyse ki geçmişiyle yüzleşmiş geç de olsa...

  2. İsviçre şu an medeniyeti ve yaşam kalitesi ile örnek bir ülke ama o da bedel ödemiş. Her zamanki gibi bedeli ödeyen mazlum olan oluyor.