Her Canlıda Bulunan Gizemli Ruh Molekülü DMT Hakkında Bilgiler

Her Canlıda Bulunan Gizemli Ruh Molekülü DMT Hakkında Bilgiler

sola ok  Genel Kültür

25.11.2017

231 Gösterim

Her Canlıda Bulunan Gizemli Ruh Molekülü DMT Hakkında Bilgiler


Dimetiltriptamin veya kısa adıyla DMT, beyinde bulunan "pineal gland" yani epifiz bezi tarafından uyku sırasında salgılanan bir çeşit halüsinojen(gerçekte var olmayan ancak kişi arafından algılandığı düşünülen nesnelerin görülmesine neden olan madde)dir. Salgılanması rüyaların görüldüğü evreye denk gelir ve etkilerinin arasında zaman algısında değişim vardır.

Beyin, uyku dışında sadece ölüm ve doğum sırasında DMT maddesini salgılar. Bu yüzden ruh molekülü adını almıştır. "Işık görmek" deyimi hem içilen DMT sırasında hem de ölüm sırasında yaşanır. Halk arasında "üçüncü göz" diye tabir edilen yerin denk geldiği yer aslında beyinde DMT'nin salgılandığı epifiz bezinin tam üstüdür.

Epifiz bezi


Epifiz Bezi (Pineal Gland)


Beynimizdeki her bölüm simetriktir. Bu yüzden tüm bölümlerden iki tane bulmaktadır. Bunun tek istisnası da beynin tam ortasında bulunan ve bir tane olan epifiz bezidir. Epifiz bezi insanlarda anatomik olarak sağ ve sol lobun birleştiği yerde yani tam ortada yer almaktadır. Merkezde bulunan epifiz bezinin büyüklüğü hemen hemen bir mercimek tanesi kadardır. Epifiz bezi kozalağa benzer bir yapıdır. İngilizce ismi, kozalaksı bez anlamına gelen "pineal gland"dir.

Birçok spiritualist kuruluş bu bölgeye üçüncü göz ismini de verir. Hinduizm'de her çakranın belli bir hormon bezinin olduğu bölgeye denk geldiği bilinmektedir. Üçüncü göz pineal bezin olduğu bölgeye denk gelir. Yani nirvanaya en yakın nokta olan "tam görüş/yargısızlık" noktasına DMT salınımının kontrolüyle erişilebilir. Epifiz bezinin sembolü, pek çok dine ilham kaynağı olmuştur. Söz konusu kozalaksı yapıya; Buda temsillerinin kafasında, Vatikan'da bulunan kozalak heykelinde, papanın asasında ve daha pek çok yerde rastlayabiliyoruz. Doğu inanışlarındaki üçüncü göz tabiri de yine bir epifiz bezi sembolü.

Modern felsefenin atası kabul edilen Descartes, epifiz bezinin ruh ile bedenin birleştiği nokta olduğunu düşünmüştür. Epifiz bezinden 2 farklı hormon daha salgılanır: Bunlar melatonin ve pinolin. Bu madde aynı zamanda bitkilerden elde edilerek bir uyuşturucu olarak kullanılıyor. İnsan beynindeki DMT üretimi genellikle çok küçük miktarlarda olduğu için, psikedelik etkilerini deneyimlemenin bir yolu onu dışarıdan almak. Bu uyuşturucu, insanların farklı boyutları algılamasını mümkün kılıyor.

Epifiz bezi - kozalak


Yaşayan Her Şeyde Az veya Çok Mutlaka DMT Bulunur


DMT molekül, beynin epifiz bezinden (pineal gland) salgılanan bir bileşen olup doğadaki bütün organizmalarda az veya çok bulunur. Yaşayan her şey ya DMT salgılıyor, ya da DMT ile yaşıyor. DMT, psikoaktif bir maddedir. Bu madde insanda, beyinde bulunan epifiz bezi tarafından üretiliyor. Ancak DMT, durduk yere nedensiz yere aktif olan bir molekül değildir. Metabolizma içerisindeki atıl durumundan kurtulması ve karaciğer tarafından yakılıp, etkilerinin beyne yollanması için bir kıvılcıma ihtiyaç vardır. Şaman rahipleri binlerce senedir bu etkiyi ortaya çıkarabilmek için "ayahuaska" adlı bir bitki kaynatıp suyunu içerler. Bu bitki onlara göre kutsaldır çünkü kendi deyimleriyle "Tanrılarını gösterir".

Günümüzde ise Peru'da bazı kabileler tarafından "ayahuasca" adıyla kullanılmaktadır. Kullanımı çoğu ülkede yasaktır. Sentetik olarak üretilmesinin yanında, pek çok bitkiden elde edilebilmektedir. Güney Amerika yerlileri tarafından düzenlenen şaman ayinlerinde kullanılan "ayahuasca" adlı içeceğin içerisinde de yüksek oranda DMT tespit edilmiştir. Ayahuasca, özel bir bitkinin dal ve yapraklarının kaynatılmasıyla elde edilen güçlü bir halüsinojen içecektir. Çoğu ülkede tıbbi gereklilikler dışında kullanımı yasadışıdır.

Antik zamanlardaki uyuşturucuların tamamında olduğu gibi tedavi edici özellikleri olduğuna inanılırdı ve uygulama alanları bu yöndeydi. Bunu yapan antik botanikçiler, ayahuasca'nın en büyük tedavisinin ölüm korkusunu yenmek olduğuna inanırlardı. Günümüz dünyasında bile Güney Amerika yerlileri tarafından hâlâ aynı maksatla kullanılmaktadır ve bu "Tanrısal" deneyimi yaşamak isteyen modern insanlarca ziyaret edilmektedir.

DMT


Mevlana ve DMT Hakkında


Maddenin aktif hale gelebilmesi için dışarıdan alınan bir madde ile mümkün görünse de, nadir durumlarda aksi de mümkündür. Mesela derin bir trans hali (dua, zikir) DMT salgılanmasındaki patlamaya güzel bir örnektir. Tahminlere göre mistisizm ustalarının binlerce yıldır ulaştıkları o nirvana hali, günümüz biliminin adına DMT dediği moleküldür. Bu ilginçtir çünkü dinimiz İslam'da "cezbe hali" denen bir kavram vardır. Cezbe hali ise manevi anlamda çok aşama katettiğine inanılan kişilerin girdikleri bir ruh halidir. Bu kişiler için gerçeklik yok olur, çoğu zaman söyledikleri sözlerin anlamlarını her insan anlayamaz ve girdikleri o mana aleminden dönüşte bu dünyayı beğenmezler.

Dimethyltryptamine'in doğada yoğun olarak bulunduğu bir bitki de "Arundo donax" yani kargı kamışıdır. Kargı kamışından ise Mevlana'nın uğruna kendini kaybettiği, Mesnevi'nin ilk on sekiz beyitinin adandığı tasavvufun vazgeçilmez enstrümanı olan "ney" yapılır.

Mevlana bir sözünde "Üzerlik tohumu karanlığı örttü ve gerçek göründü" demiştir. Üzerlik tohumu, diğer adıyla "Peganum harmala" tohumu yüksek miktarda DMT içermektedir.

Mevlana DMT


DMT Nasıl Bir Etki Oluşturuyor?


Uyku düzenini ve vücut ritmini dengeleyen Melatonin hormonunu ve DMT (dimethyltryptamine) hormonunu salgılar. Bilindiği üzere melatonin hormonu, mutluluk hormonu olarak da bilinir. Ancak hayvanlarda insanların tam tersine melatonin hormonu az, DMT hormonu fazla salgılanır. Bu yüzden hayvanlar, insanlara göre çok daha psişik özellikleri yüksek varlıklardır. Bununla birlikte bitkilerde epifiz olmamasına rağmen hepsinde az ya da çok DMT molekülü bulunur.

DMT sayesinde bir insan ölüm ve doğum duygularını deneyimleyebilir, ölüm korkusunu yenebilir ve hiç bilmediği-görmediği alemlere yolculuk edebilir. Yani bir anlamda kişi, gerçeklik boyutuna bir adım daha yaklaşır. Eski zaman Afrika, Asya ve diğer tüm şaman ayinlerinde kullanılan DMT içerikli bitkilerden elde edilen sıvılar sayesinde şamanlar bir çeşit trans haline girerlerdi. Burada genellikle farklı bir aleme geçiş söz konusu olmuştur.

DMT kullanmış ya da bu maddeye maruz kalmış kişiler, bir tür birlik hissiyatı deneyimlediklerini savunuyorlar. Normalde tüm psikedelik maddeler, her bireye özel bir takım sanrılara sebep olurlar. Fakat DMT kullanan bireylerin yaşadıkları deneyimler birbirine çok benziyor. Tüm evrene bakış açılarının değiştiğini ve her şeyin bir olduğu hissiyatının güçlendiğini söylüyorlar.Yani bir anlamda tanrısal etkileşimler yaşadıklarını ima ediyorlar.

DMT etkisi

Hastane ortamında yüksek dozda dimethyltryptamine verilen deneklerin anlattıkları:

"...bedenimi geride bırakarak sapma hızında giderken, geriye doğru DNA'larımın içinden geçip diğer taraftan evrene açıldım. Bu beyaz ışığın tam altından girdim, içine girer girmez ayrı olduğuma dair tüm hislerim yok oldu o an ne yapıyor olduğum, geçmiş ve gelecek hissi de… O kadar keyifliydi ki hissettiğim şey, bu ben değildim. Ben her şeydim. Işığın ta kendisiydim, ne ayrılık, ne gölgeler, ne de farklılık. Geçmiş ve gelecek hissi de yoktu… Sadece şu an ve beyaz-sarı bir ışık. Sonra bu ışıktan aşağı düşüyor olduğumu hissettim. Işığın dışındayken, ışığın tıpkı güneşten kopan alevler gibi olduğunu fark ettim. Düşerken, bu muhteşem ayrılmayı hissedebiliyordum, diğer tarafa vardığımda birdenbire evrendeydim, bu kocaman boşluk ve varlıklar… Benimle bu varlıklar arasında uzanan pembe ışıklı gökkuşağına dokundum ve onu beyaz ışığa döndürmek istiyordum. Ama bu inanılmaz pembe ışık, aşk enerjisi ve sevgi kapasitesi, insanoğlu olarak bizim sahip olduğumuz bir şeydi ve ben onlara bunu yollamaya çalışıyordum."

"...işte burda psikedelik sersemleme başladı. öldüğümü sandım. beyaz bulutları gördüm. uyanış, bembeyaz pamuk gibi bulutlar, tanrılar, melekler gördüm. ölüyor olduğumu düşündüm. ama sindy ve rick’e şöyle bir baktım da her ikisi de sakin sakin beni izliyorlardı. "iyi haber, bedenim gayet iyi görünüyor" diye düşündüm. doğuyor muydum ya da henüz gerçekleşmemiş ölümü mü deneyimliyordum anlayamadım.. çünkü biliyordum ki, bu gibi durumlarda zaman unufak olur, zaman doğrusalının hiçbir anlamı kalmaz. zamanın çöktüğü ilahi makamdır burası. insaniyetime ait tüm tabakalar gittikçe soyulup, dökülüyor. nihayet, sonunda, nerdeyse son tabakada, bu tabakanın ne olduğunu tarif bile edemem ama sanki seni insan olarak tanımlayan bu son tabaka, ve puf… o da gitti. artık bir insan değilsin, aslında artık tanımlayabileceğin hiçbir şey değilsin zaman kavramı yok, kafam çok karışmıştı. çok korktum, hayatım boyunca bu kadar korkmamıştım. bedenimden kovulmuştum."

Ruh Molekülü DMT

"...burası tüm gerçekliğin açığa çıktığı öz nokta. anlamların oluştuğu, sembollerin aktığı, sarmaş dolaş olduğu nokta. her bir dildeki her bir sembol ya da harf bu noktadan çıkıyordu. etrafıma bakındım ve anlayabilmek için her şeyi içime çekmeye çalıştım. ama her yerde daha önce görmediğim makinalar ve yapılar vardı ne olduklarını hiç bilmiyordum. bilgisayar laboratuarındaki bir mağara adamı gibiydim hiçbir fikrim yoktu, ama buranın çok ileri bir medeniyet olduğunun bilincindeydim. ne tür bir yaşam biçimiyse; bizim dünyada bildiğimizden çok daha ileriydiler."

"...bu inanılmaz kubbeli uzayda, herşeyden uzaklaştırılmıştım, içinde hayal edebilecek tüm renkleri barındıran, mozaik camdan yapılmış bir katedral gibiydi. son derece parlak ve canlı renkler, çok büyük, muhteşem bir dom yapı, küçük bir gezegen büyüklüğündeydi. bir de şu kanatlı yaratıklar vardı, tam olarak neye benzediklerini hatırlamıyorum. Melekler? Görkemli bir şekilde uzayda süzülen meleğe benzer şeyler bu kadar güzel süzülen bir şey daha önce hiç görmemiştim. orada sanki başka bir âlem vardı, o anda hissettiğim şey buranın ilahi âlem olduğuydu, ilahi alem. bu bir düşünce gibi değil, ama sanki içine doğan bir farkına varış gibiydi. hiç kişisel değildi ta ki ben tüm ruhların yeniden doğmayı beklediği yerde olduğumu anlayana kadar. evet oradaydım daha önce de defalarca gittiğimi hatırladım hayatımda ilk defa bu kadar huzurlu hissediyordum. herşeyin örtüsü kalkmıştı, her umudun, korkunun, maddi dünyayla bağlantılı herşey sıyrılıp gitmişti."

Tüm örneklerde görüldüğü üzere her biri yaşadıklarını tanımlamakta zorlanıyorlar. Belli ki bilinçaltlarında oldukça sıra dışı etkileşimler yaşıyorlar ve adlandırabildikleri tek seçenek gittikleri yerin ilahi bir makam olduğu.

DMT Trip


Hangi Bitkilerden DMT Elde Edilir?


Psychotria viridis (yem kanyaşı)
Phalaris arundinacea
Phalaris (kuş otu)
Acacia (akasya)
Arundo donax (kargı kamışı)
Desmanthus illinoiensis

Peygamber hastalığı olarak da bilinen temporal lob epilepsisi, beyinde yüksek miktarda DMT salgılamasına sebep olduğu için, farklı boyutlara kapılar açıyor ve bir takım şizofrenik sanrılara sebep oluyor.

Yüzyıllardır devam eden bir gizem. Her canlıda bulunan, özellikle insanlarda doğum ve ölüm anında oldukça fazla salgılanan, kimilerinin insanlığa paralel evrenlerin kapısını araladığını iddia ettiği DMT molekülü, kimileri için de oldukça zararlı bir halüsinojendir. Zamanında yalnızca farklı coğrafyalarda yaşayan şamanların ayinlerde kullanıp transa geçtikleri bu madde, ardından tüm dünyaya yayılıp, sanatçı ve bilim adamlarının da ilgisini çekmeye başlamıştır.


Ruh Molekülü Belgeseli


DMT hakkında hazırlanmış 1 saat 12dk'lık Ruh Molekülü adlı belgeseli aşağıdaki izletiden seyredebilirsiniz.







25.11.2017

Konu hakkında soru sorabilir veya yorumda bulunabilirsiniz.

İsim
Web Site
E-Posta
Mesaj
Henüz yorum yapılmamış.

Bu İçerikler de İlginizi Çekebilir...

OZ Tamgası 卐
25.12.2015
21,959 Gösterim

OZ Tamgası 卐

OZ damgası, Ön Türklerde, OZ'laşarak Tanrıya erişmeyi ve öbür dünyada şekil değiştirerek yeniden oluşum (metamorfoz) düşüncesi anlamına gelmektedir.

Muhteşem Görünümlü 30 Egzotik Kuş Türü
18.03.2016
9,465 Gösterim

Muhteşem Görünümlü 30 Egzotik Kuş Türü

Görünümleriyle adeta birer oyuncağı andıran, muhteşem görünümlere sahip, birbirinden farklı 30 egzotik kuş türü.

Atom Bombası ve Hidrojen Bombasından Çok Daha Güçlü Silah: Nötron Bombası
16.10.2017
244 Gösterim

Atom Bombası ve Hidrojen Bombasından Çok Daha Güçlü Silah: Nötron Bombası

Nötron Bombası, nükleer silahlar arasında öyle özelliklere sahip ki, Atom Bombası ve Hidrojen Bombası yanında basit bir roket gibi kalabilir.

Seri Katil Nedir ?
07.05.2016
2,014 Gösterim

Seri Katil Nedir ?

Seri katil, aynı biçimde ve aynı yöntemleri kullanarak, 30 günden fazla bir zamanda, 3 veya 3'ün üzerinde cinayet işleyen kişilere denir.

Evrenin Matematiği: Altın Oran
05.12.2017
198 Gösterim

Evrenin Matematiği: Altın Oran

Mısır'daki piramitler, Leonardo Da Vinci'nin St. Jerome adlı tablosu, ay çiçeği, salyangoz, çam kozalağı ve parmaklarımız arasındaki ortak özellik: altın oran.