Fatih Sultan Mehmet'in Hayatı ve İstanbul'un Fethi

Fatih Sultan Mehmet'in Hayatı ve İstanbul'un Fethi

sola ok  Tarih

19.06.2016

1472 Gösterim

TSK Mehmetçik Vakfı
TSK Mehmetçik Vakfı
TSK Mehmetçik Vakfı

Fatih Sultan Mehmet Han'ın Hayatı ve İstanbul'un Fethi


"İstanbul muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandandır ve onu fetheden ordu ne güzel ordudur." Peygamber Efendimiz (sav)'in 800 yıl öncesinden övgüsüne mazhar olan bu kumandan, Osmanlı Devletinin 7. padişahı II.Mehmet'ti. İstanbul'u fethederek 1100 yıllık Doğu Roma İmparatorluğu'na son veren, bir çağı kapatarak yeni bir çağ açan II.Mehmet, henüz 21 yaşındayken gerçekleştirdiği bu büyük fetihten sonra Fatih ünvanını kazanarak Türk ve İslam dünyasının en büyük kahramanlarından biri olmuştur.


II. Mehmed, 30 Mart 1432'de, o dönemde Osmanlı Devleti'nin başkenti olan Edirne'de, Sultan II. Murad'ın 4. oğlu olarak dünyaya geldi. Şehzadelerin devlet yönetimini öğrenmesi ve deneyim kazanması için sancaklarda görevlendirilmesi geleneği nedeniyle önce Amasya, daha sonra da Saruhan sancakbeyliğine atandı. Çocukluğundan itibaren hem Batı hem de Doğu kültürü eğitimi alır, devrin önemli bilginleriyle çalışır ve bu konuda kendini geliştirir. Türkçe'den başka Yunanca, Arapça, Latince, Farsça ve İbranice dillerini tercüme yapacak kadar iyi konuşur. Ayrıca matematik ve geometri konusunda da oldukça bilgilidir.

II. Mehmet 1444 yılında henüz 12 yaşındayken Babası Sultan 2.Murat'ın tahtından kendi isteği ile çekilmesi sonucu padişah oldu. II. Murat, büyük oğlu Aleaddin Ali Çelebi'nin ani ölümü sonrasında şehzadesinin acısıyla tahtı II. Mehmet'e bırakarak Bursa'da inzivaya çekilmişti. Tarihçiler yaşlı ve yorgun II. Murat'ın hükümdarlıktan bezdiğini ve oğlunun kaybından dolayı da büyük bir depresyona girdiğini iddia ederler.

Sultan II. Murat

Çocuk yaştaki bir padişahın Osmanlı tahtına çıkmasını fırsat gören Macarlar oluşturdukları Haçlı BirliĞi ile Osmanlı topraklarına girerek Varna'ya saldırıya geçer. Bu durum karşısında genç padişah, vezirlerin de iknasıyla birlikte tahtı tekrar babası II. Murad'a bırakır. Şehzade Mehmet'in tahta geri dönmesi için babasına yazdığı mektupta şu ifadeler tarihe geçmiştir:

"Eğer padişah sen isen, gel tahtına geç. Yok eğer padişah ben isem, sana emrediyorum gel ordunun başına geç !"

II. Murat bunun üzerine tahta geri döner ve 9 Kasım 1444'de Varna zaferini kazanır. II. Murat'ın tahta geri dönmesiyle yeniden Manisa'y dönen şehzade Mehmet, babası II. Murat'ın vefatından sonra 1451 yılında 2. kez tahta çıkar. 19 yaşında tahta geçen Sultan Mehmet, genç yaşına rağmen askeri ve idari alanda büyük hamleler başaracak olgunluğa sahip dehasıyla hemen Bizans İmparatorluğu'nun başkenti Konstantiniyye'yi almak için hazırlıklara başlar. Bunun için boğaza hakim olmanın şart olduğunu bilen II. Mehmet, daha evvel Yıldırım Bayezid'in yaptırdığı Anadolu Hisarı'nın karşısına, planlarını bizzat çizdiği Rumeli Hisarı'nı yaptırarak boğazdan Bizans'a gelebilecek yardımları önler. Artık Osmanlı'nın izni olmadan boğazı geçmek mümkün değildir.

Varna Savaşı

Bir yandan da o tarihe kadar görülmeyen sayı ve çapta topların yapılmasına yönelir. Topların balistik ve mukavemet hesaplarını da bizzat kendisini yapmıştır. Kuşatma esnasında kullanılan ve o dönem "humbara" olarak bilinen top, günümüzde "havan" adıyla Fatih Sultan Mehmet'in keşfi olarak dünya silah tarihine geçmiştir.

Bu hazırlıklardan sonra 6 Nisan'da kuşatma başlatılır. Bizans imparatoru, elçiler aracılığıyla Sultan II. Mehmet'e, kuşatmanın kaldırılması halinde padişahın belirleyeceği miktarda vergi vereceğini ve surlara kadar bütün toprakların Osmanlı'ya geçeceğini bildirir. Ancak çocukluğundan beri Konstantiniyye'yi almak ve Hz. Peygamber (sav)'in övgüsüne mashar olmak en büyük ideali olan II. Mehmet'in elçiye cevabı şöyledir:

"Efendinize söyleyin, direnmeyi bırakıp şehri teslim etsin. Bunu yaparsa Mora'nın hakimiyetini kendisine ihsan edeceğiz. Razı olmazsa şehre zorla gireceğiz. Biz Sultan Murat Han oğlu, Mehmet Han olarak Peygamber müjdesi peşindeyiz."

İstanbul'un Fethi

Kuşatma uzadıkça şehrin düşürülmesi için Haliç'e girilmesi gerektiğini gören padişah, donanmayı zincirler yüzünden denizden sokamadığı için karadan yürütüp Haliç'e indirmeyi düşünür. Dolmabahçe'den Beyoğlu'na doğru geniş bir yol açılıp, yol boyunca kızaklar döşenir. Tarihe geçecek bir uygulamayla, gemiler bir gecede karadan yürütülerek denize indirilir. Nihayet kuşatmanın 53. günü Hz. Peygamber (sav)'in müjdelediği fetih 29 Mayıs 1453 tarihinde gerçekleşir ve Osmanlı ordusu tekbir sesleriyle Topkapı ve Eğrikapı yönlerinden Konstantiniyye'ye girer.

Fatih Sultan Mehmet, Gemilerin Karadan Yürütülmesi

Bir rivayete göre Konstantiniyye'nin fethinden sonra Fatih, hocası Akşemsettin'in elini öpüp, tacı, tahtı bırakıp derviş olmak istemiştir. Akşemseddin ise padişahı bu arzusundan vazgeçirmiştir.

Fatih Sultan Mehmet sadece Konstantiniyye'nin fethiyle kalmadı. 30 yıllık saltanatı boyunca tam 25 seferi bizzat kendisi idare etti. 900.000 km2 olan topraklarını 2.214.000 km2'ye çıkardı. 2 imparatorluk, 4 krallık ve 11 prenslik yıkan büyük hükümdar bütün seferlerde ordunun başında yüdürü. Kimi zamansa atı ile savaş meydanına atıldı yaralar aldı.

Fatih Sultan Mehmet'in hedeflerinden biri de İtalya'yı almaktı. Nitekim İtalya sınırlarına dayanan Fatih Sultan Mehmet, buraya düzenlenecek seferde üs olarak kullanılmak üzere Napoli krallığına ait Otranto'yu ele geçirmiş ve burada 6-7 yıl idare kurdurmuştur.

Fatih Sultan Mehmet, soğukkanlı ve cesurdu. Askeri ve siyasi konularda eşsiz bir dehaydı. Yapacağı seferleri en yakınlarına bile söylemez ve bunların gizli kalmasına çok dikkat ederdi. "Sırrıma sakalımın tek bir telimin vakıf olduğunu bilsem, sakalımı kökünden kazırım." sözü meşhurdur. Aynı zamanda çok merhametli ve hoşgörülüydü. Gayrimüslim tebasının din ve mezheplerine asla dokunmadı. Herkesi vicdani inanışında serbest bırktı. Fethinden sonra Ayasofya'ya sığınan onbinlerce insanın burnu bile kanamadı. Ayaklarına kapanan İstanbul patriğini yerden kaldırmakla ali cenaplığını gösteren padişah, şu sözlerle patriği teselli etti: "Ayağa kalkınız. Ben Sultan Mehmet, hepinize söylüyorum ki, şuandan itibaren artık ne hayatınız, ne de hürriyetiniz hususunda gazab-ı şahanemden korkmayınız."

Fatih Sultan Mehmet, Gemilerin Karadan Yürütülmesi

Fatih, İstanbul'un fethiyle birlikte Ayasofya kilisesini camiye çevirterek, burasının daima cami kalmasını yazılı olarak ecdadına vasiyet etmiş ve Ayasofya'yı cami olmaktan çıkarana beddua etmiştir. Büyük Türk Hakanı Fatih Sultan Mehmet Han'ın Ayasofya Vakfiyesi şu şekildedir:

FATİH SULTAN MEHMET'İN AYASOFYA VAKFİYESİ

"İşte bu benim Ayasofya Vakfiyem, dolayısıyla kim bu Ayasofya'yı camiye dönüştüren vakfiyemi değiştirirse, bir maddesini tebdil ederse onu iptal veya tedile koşarsa, fasit veya fasık bir teville veya herhangi bir dalavereyle Ayasofya Camisi'nin vakıf hükmünü yürürlükten kaldırmaya kastederlerse, aslını değiştirir, füruuna itiraz eder ve bunları yapanlara yol gösterirlerse ve hatta yardım ederlerse ve kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkarlar, camilikten çıkarırlar ve sahte evrak düzenleyerek, mütevellilik hakkı gibi şeyler ister yahut onu kendi batıl defterlerine kaydederler veya yalandan kendi hesaplarına geçirirlerse ifade ediyorum ki huzurunuzda, en büyük haram işlemiş ve günahları kazanmış olurlar.

Bu sebeple, bu vakfiyeyi kim değiştirirse, Allah'ın, Peygamber'in, meleklerin, bütün yöneticilerin ve dahi bütün Müslümanların ebediyen laneti, onun ve onların üzerine olsun, azapları hafiflemesin onların, haşr gününde yüzlerine bakılmasın.

Kim bunları işittikten sonra hala bu değiştirme işine devam ederse, günahı onu değiştirene ait olacaktır. Allah'ın azabı onlaradır. Allah işitendir, bilendir."

Fatih Sultan Mehmet, ilme, sanata ve ilim adamlarına çok kıymet verirdi. Döneminde söz sahibi olan alimleri İstanbul'a topladı ve onların talebe yetiştirmesi için medreseler kurdu. Askeri alanlardaki başarılarının yanı sıra, idari alanlarda da başarılar göstermiştir. Fatih'in devlet örgüt anlayışındaki ileri görüşlerini gösteren önemli girişimlerinden biri de kanunnamesidir. Osmanlı'da ilk anayasal düzenleme olan bu kanunname de bizzat Fatih Sultan Mehmet tarafından düzenlenmiştir. İçinde geçen kardeş katli maddesi ise tartışmalara yol açmıştır. Tarihçilerin bu maddeyle ilgili yorumları, fetret devrinin unutulmayan acı hatıralarının Fatih Sultan Mehmet'e teşkilat kanunnamesindeki bu maddeyi koydurduğu şeklindedir.


Fatih Sultan Mehmet, Venedikliler tarafından tertiplenen tam 14 suikastten kurtuldu. Fakat son suikastten kurtulamadı. 1481'de yeni bir sefer için 300.000 kişilik büyük bir ordu toplamışken, nedeni bugün de tam bilinmeyen bir rahatsızlıkla esrarengiz bir şekilde vefat etti. İstanbul fethinde bile bu büyüklükte bir ordu kullanılmamışken, bu seferin yönünün neresi olduğu bugün bile meçhuldür. Bazı kaynaklar tarafından muhtemel seferin İtalya üzerine olduğu ve bunun İtalyanlar tarafından sezildiği, bunu önlemek için de Fatih Sultan Mehmet'in zehirletildiği iddia edilir. Yine bu kaynaklara göre Büyük Türk hakanı Fatih Sultan Mehmet ölmeden hemen önce etrafında bulunan hekimlere; "Hekimler, bana niçin kıydınız ?" sözünü söylemiştir. Tarihçiler padişahın Venedik ajanı doktoru Yakup Paşa tarafından zehirlendiği konusunda birleşmektedir. Papa'nın büyük hakanın ölümünden sonra tam 3 gün 3 gece bütün kiliselerin çanlarını çaldırtarak sevinç ayinleri yaptırması da bu görüşleri desteklemektedir.


19.06.2016

Konu hakkında soru sorabilir veya yorumda bulunabilirsiniz.

İsim
Web Site
E-Posta
Mesaj

Yorumlar (2)

  1. Ahmet

    Büyük insan, unutmadık !

  2. Sinan

    Biz onların yaşlarında acaba neler yapıyorduk, atalarımız neler yapmış saygıyla anmak lazım.