Dünya Tarihindeki İlk Türk Kadın Hükümdar: Tomris Hatun

Dünya Tarihindeki İlk Türk Kadın Hükümdar: Tomris Hatun

sola ok  Tarih

13.02.2017

2,075 Gösterim

Dünya Tarihindeki İlk Türk Kadın Hükümdar: Tomris Hatun


Tarih daha çok erkekleri anlatır. Bu yüzden tarih sahnesinde kadınlara ender olarak rastlarız. Ancak tarih sahnesine çıkan öyle bir Türk kadını var ki; o, tarihin yazmış olduğu dünya üzerindeki ilk kadın hükümdar; İskitler'in anası, Alper Tunga'nın torunu Tomris Hatun...

Tomris hatun, bugünden yaklaşık 2500 yıl önce yaşamış bir Saka Türk'ü kadınıdır. O döneme ışık tutacak yazılı bilgiler olmadığı veya günümüze kadar ulaşamadığı için Tomris hatun hakkında çok az bilgiye sahibiz. Ünlü Yunan Tarihçi Heredot'un yazdıklarına göre kocası öldükten sonra Sakaların başına geçmiş ve halkının takdirini kazanmış, karşısına ise o dönemin en büyük gücü olan Büyük Pers İmparatorluğu'nu almış bir Türk kadınıdır.

Tomris Hatun

Yapılan arkeolojik kazılar sonucunda Sakalar veya diğer adı ile İskitler, Avrupa'nın Doğusu, Karadeniz'in üst kısımlarında ve Orta Asya'nın bir bölümünü de içine alan topraklarda yaşamaktaydılar. Göçebe bir halk olup kendi halinde geçinen İskitlerin asıl sınavı, Büyük Kirus'un kurduğu Ahameniş İmparatorluğu ile sınır komşusu olması ile başladı.

Yunan dünyasının başına bela olan Büyük Pers İmparatorluğu, milattan önce 6. yüzyılda Büyük Kirus tarafından günümüz İran civarında kuruldu. Gaddarlığı ve kana susamışlığı ile bilinen Kirus etrafında bulunan dağınık tüm kabileleri tek çatı altında toplayıp büyük bir imparatorluk kurdu.

Babil'i ve batısında bulunan Anadolu'yu tamamen eline geçirdi. Buraları kontrol altına almasıyla kısa zamanda zengin bir devlet halini aldı. Kuzeyindeki Medleri yıktıktan sonra Sakalarla sınır komşusu haline geldi.

Tomris Katun

Büyük Kirus, Sakalar'ı kendine denk bir düşman olarak görmüyor ve öncü birliklerle Sakaların topraklarına sürekli saldırıyordu.

Fakat Tomris Hatun, diğer devletlerin aksine farklı bir strateji izliyor, göçebe oldukları için açık bir alanda savaşmak yerine, seri bir şekilde geri çekilip Pers ordularını dar koridorlara, sarp kayalıklara çekmeye çalışıyordu. Eğer Pers ordusu takibe devam ederse onları tuzağa düşürüyor ve imha ediyordu.

Geri çekilirken su kuyularını zehirlediği ve tüm tarlaları yaktıkları için Persler uzun süre bu topraklarda da barınamıyor ve geri çekilmek zorunda kalıyorlardı.

Tüm bu kaçak dövüşten sıkılan ve Tomris Hatun'un zekasından etkilenen Kirus, Tomris Hatunu da kendine denk bir hükümdar olarak görmüş ve ona evlenme teklifi etmiştir. Evlenmek istemesinin bir diğer nedeni de, evlilik suretiyle Sakalarla birleşmek ve savaşmadan bu toprakları elde etmekti. Fakat Tomris Hatun bu oyuna gelmez ve büyük Kirus'u kesin bir şekilde reddeder.

Dünya üzerinde istediği her şeyi elde eden Pers kralı, bu red cevabı üzerine küplere binmiştir. Çok büyük bir ordu toplayıp Sakalar'ın üzerine doğru sefere çıkar. Bu ordu içerisinde özel olarak savaş için eğitilmiş köpekler ve Pers İmparatorluğu'nun en iyi askerleri olan Ölümsüzler Birliği de vardır.

Tomris Hatun

Saka topraklarına geldiklerinde Tomris Hatun, bölgenin coğrafi konumunu kendine avantaj olarak kullanarak belirli bir yere kadar geri çekilir. Saka ordusunun yaklaşık beş katı büyüklüğünde bir orduya sahip olan, gözünü kan hırsı bürüyen Kirus, bu tuzağı farketti mi bilinmez ama sayıca üstünlüğüne güvenerek doğruca Tomris Hatun'u takip eder.

İki ordu karşı karşıya geldiğinde akşam olmuştur. İki taraf da anlaşarak sabahı beklemeye başlar. Fakat Pers İmparator'u Kirus, o akşam rivayete göre bir tuzak kurarak Tomris Hatun'un oğlunu yakalar ve öldürür. Bazı tarihlerin iddialarına göre ise Tomris Hatun'un oğlu, Kirus'un kendisini annesine karşı bir koz olarak kullanacağını bildiği için intihar etmiştir.

Oğlunun öldüğünü öğrenen Tomris Hatun'un çığlıkları ise gece savaş meydanında yankılanmıştır. Heradot'un yazdıklarına göre; "kana susamış Kirus, Güneş'e yemin ederim ki, yarın seni kanla doyuracağım" diye haykırmıştır.

Gün ağardığında büyük Pers ordusu harekete geçer. Tomris Hatun önderliğindeki Saka ordusu sahte bir geri çekilmeyle Pers ordusu pusuya çeker. Hilal taktiği ile tüm etrafı sarılan Pers ordusu darmadağın olur ve büyük kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalır. Pers ordusunun ünlü ölümsüzleri bile Sakalar'a karşı savaş meydanında isimlerinin hakkını verememiştir.


Savaş sona erdiğinde, Pers kralı büyük Kirus, savaş meydanında ölü olarak bulunur. Bunun üzerine Tomris Hatun kendi elleriyle Kirus'un kafasını keser ve Pers askerlerinin kanlarıyla doldurulan bir fıçıya kafasını atarak tarihe kazınan şu sözleri söyler: "Hayatında kaç içmeye doyamamıştın, şimdi seni kanla doyuruyorum."


Kaynak
    https://www.youtube.com/watch?v=6HOjzFsJ2qM



13.02.2017

Konu hakkında soru sorabilir veya yorumda bulunabilirsiniz.

İsim
Web Site
E-Posta
Mesaj

Yorumlar (1)

  1. Osman Sertkaya

    Heredot'un anlatımı gayet nettir. İran'ın kurucu şahı Kıyros, Lidya'yı ele geçirdikten sonra, doğusundaki Sak ülkesine göz koyar. Bu sırada Sakların Hakanı ölmüş, yönetimi, Hatunu TOMRİS üstlenmiştir. Kıyros Tomris'e evlenme teklif eder. Tomris hileyi sezer, "sen kendi işine bak, ülkemi ben yönetirim" der. Hilesi sökmeyince ordu toplar, sefere çıkar. Ceyhun'u geçmeye çalışır. Tomris "Niyetin savaşmaksa savaşırız, üç günlük mesafeye çekileyim, ırmağı geç veya sen çekil ırmağı ben geçeyim" der. (Bu ırmağa Herodot, Araks der. Bütün batılı tarihlerde de böyle adlandırılır. Bu, aslında bu gün bizim Arık deyip, su yolu veya su kanalı anlamını verdiğimiz kelimeden başkası değildir.) Pers komutanları geri çekilip, kendi taraflarında savaşmaktan yanadırlar. Kiyros'un esir edip, yanında gezdirdiği eski Lidya kralı Krezüs "düşmanı kendi ülkende karşılar, yenilirsen, Saklar geri dönmez hem tahtını, hem ülkeni alırlar. Yenersen, karşıda kazanman kadar bir kıymeti olmaz. Ayrıca bir kadın karşısında geri basıp, ülkenin bir parçasını ona bırakmak ayıp olur, sana yakışmaz. Şu hileyi yaparsan kazanırsın" der. Kıyros bu öneriyi beğenir. Tomris'e "sen çekil" der, ırmağı geçer, bir gün ilerleyip, ordugah kurar. Ortaya bol yiyecek, bol şarap koydurur, döküntü erlerini başına dikip, ırmağa doğru geri çekilir, bekler. Sak ordusunun üçte biri gelir, döküntü erleri temizleyip, hazır sofraya konarlar, yer içer, sarhoş olur, yatar uyurlar. Kıyros da gelip, çoğunu öldürür, bir kısmını esir alır. Esirler arasında bu Kolorduya başbuğ, Tomris'in oğlu da vardır. Ayıkınca, bağlarının çözülmesi için Kıyros'a yalvarır, Çözülünce hemen kendini öldürür. Hatun, olanları duyunca, Kıyros'a elçi gönderir. "Bu savaşı üzüm kazandı, bu kaba zaferle yetin, bu topraklardan çık git, bunu yapmazsan, kan dökmeye doymayan adam, seni kanla, ben doyuracağım" der. Kıyros ciddiye almaz. Tomris kalan ordusuyla gelir, çok çetin bir bir savaş olur. Ve Tomris kazanır, dediğini yapar, ölüler arasından Kıyros'u buldurup, başını kestirir, içi kan dolu bir tulumun içine sokar.


Bu İçerikler de İlginizi Çekebilir...

Dünyanın İlk Suikastçıları Hasan Sabbah ve Haşhaşiler
26.05.2016
1,744 Gösterim

Dünyanın İlk Suikastçıları Hasan Sabbah ve Haşhaşiler

Dünyaca ünlü Assassin's Creed oyununun esinlendiği, dünyada kurulan ilk suikastçı tarikatı Haşhaşiler ve kurucusu Hasan Sabbah'ın hikayesi

Ulu Hakan II. Abdülhamid Han Hakkında Bilgiler
13.04.2016
3,676 Gösterim

Ulu Hakan II. Abdülhamid Han Hakkında Bilgiler

"Ben bir karış dahi vatan toprağını satmam. Bu vatan bana değil milletime aittir ve bu topraklar kanla alındı, kanla verilir." Sultan Abdülhamid Han

Fatih Sultan Mehmet'in Hayatı ve İstanbul'un Fethi
19.06.2016
5,576 Gösterim

Fatih Sultan Mehmet'in Hayatı ve İstanbul'un Fethi

İstanbul'u fethederek, bir çağı kapatıp, yeni bir çağ açan II. Mehmet, Fatih ünvanını alarak Türk dünyasının en büyük kahramanlarından biri olmuştur.

Stalin'in Maymun İnsan Oluşturma Projesi
30.06.2016
1,164 Gösterim

Stalin'in Maymun İnsan Oluşturma Projesi

Josef Stalin, maymun-insan melezi askerleri bir savaş makinesi olarak kullanıp dünyayı fethetmeyi düşünüyordu.

Gâvur İzmir Deyimi Nereden Gelir?
18.01.2017
1,389 Gösterim

Gâvur İzmir Deyimi Nereden Gelir?

Gâvur İzmir deyiminin 19. yüzyılda İzmir'de yaşayan hristiyanlardan dolayı geldiğini düşünür. Aslen bu deyimin hikayesi 14. yüzyıla kadar uzanır.